Neden böyle bir adlandırma yaptım, bilmiyorum... Belki Pancarköy'e doğru uzandığı içindir... Oysa Pancarköylülere göre onlar "Alpullu Ağaçları"dır...  Daha bilimsel, daha doğru adlandırma, Alpullu-E100 yolu ağaçları olabilir.
----
Ne zaman ekildiği tam bilinmiyor. Çiftlikte bir zamanlar Nazırlık yapan Halil Ağabey'in kardeşi Mehmet Bey'in bildirdiğine göre  her ikisinin de ağabeyi olan İrfan bey zamanında dikilmiş. 1945-1948 yılları arası deniyor. Fabrikada çalışmış 83 yaşında Osman amcayla bir telefon konuşması yaptım. O 1953 yılını verdi. Ağaçlar bir kerede dikilmemiş olabilir. 1945 yılından başlayıp 1953, 1955 yılına kadar sürmüş olmalı. Çocukluğumda eski evimizin yanındaki dışbudak ağaçlarını çok iyi hatırlıyorum. Küçük ve yeni gelişme aşamasındaydı. Alt dallarına ayaklarımı koyar takla atardım. O yıllarda 10 yaşında olsam ağaçlar de en çok on beş yıllıktı. Bana 1948-1953 yılları arası olabilir gibi geliyor. Tutması, bakımı ve sulanması dört beş yıl sürmüş...
---
Bir rivayete göre bu ağaçları o yıllarda ziraat müdürlüğünde çalışan Cengiz Yolcagider'in dedesi Adem Yolcagider ve amcası Mesut Yolcagider dikmişler. Bu konuda biraz daha bilgi olsaydı ne iyi olurdu. 
----
Günümüzde "Pancarköy Ağaçları" sözü yaygınlık kazanmış durumda... Nedeni Pancarköy'den sonraki bölümde iki sıra ağaç dizisinin bozuk olması... Lüleburgaz'a bağlanan yeni yol yapıldıktan sonra o kısa bölüme karşılıklı olarak iki sıra ağaç dikilmedi. Bazı dışbudak ağaçları var ama, düzensiz... Etki yaratmıyor.

Erdoğan Duygan ağabeyle görüşürken sağ olsun, bu konudaki bilgi eksikliğimi giderdi. Pancarköy'ün bu bölümüne Pancarköylü elektrikçi Erman Tanyoldaş bey kendi cebinden para harcayarak ağaç dikmiş. Meğer, yeni açılan bu yolun iki yanında ağaç dikmek için  bir buçuk veya iki metrelik bir alan bırakılmış.  Erdoğan ağabey burasını "karayolları sahası" olarak adlandırıyor. Şöyle anlatıyor:

"Bu yolu 1990 yılında açtığımızda insanlar gözlerine inanamadılar... Bunun için karayolları asfalt şefiyle birlikte çalıştık... Satıh kaplama değil sırf asfalt attık. Satıh kaplamada zifti döker, üzerine mıcır çekip silindirle ezersin. Fakat bu yöntemde arabalar gelip geçerken taş fırlatır. O yöntemi uygun görmedik. Beton asfalt attık. Beton asfalt, sıcak asfalttır. On beş yirmi santim kalınlığında... Erman, ağaç dikme işini benimsemişti. Kardeşleri var Erdoğan, Fatih... Orkestrası var, düğünlerde org çalıyor. Ağaçları dikerken TEMA vakfına bağlı, onlardan destek alıyor... Fakat maalesef köylüler bu ağaçları kırdılar. Toprağı sürerken karayollarının ayırdığı o özel bölgeye girdiler. Bunu bir kâr, bir marifet zannettiler. Oradan her geçişimde üzülüyorum. Erman'a o vakitler 'oraya akasya ağacı dik' dedim. Ben yönlendirdim. Saydım, şu an orada 10, 15 tane ağaç var. Diğerlerini kırmışlar,  köklemişler... Alpullu'ya geldiğim 1952'de Pancarköy ağaçlarını pompayla su basıp fıçıları dolduruyor ve su kovasıyla suluyorlardı. Çamlık ağaçlarını da aynı şekilde sulamışlardı. Neden akasya ağacı diyeceksin... Edirne'den Süloğlu'na gittim. Oradan Kırklareli'ye geçtim. Yolda iken müthiş bir kokuyla karşılaştım. Yolun iki tarafına muazzam akasya ağaçları dikilmişti. Orada beş on dakika durdum, etrafı seyrettim.  Kulağıma vızıltı sesleri geldi. Meğer arılar akasya çiçeklerinden bal topluyormuş. Bu yüzden Erman'a buraya akasya ek. Hem görüntüsü güzel oluyor, hem de arıcılığa faydası olur, dedim. O da bunun üzerine akasya ekti. Şimdi onun ektiği ağaçlardan sadece 10, 15 tane kalmış. Temacılarla görüştüm, bu ağaçları güçlendirelim, yeni ağaçlar dikelim dedim. Sonuç alamadık. Çünkü birileri ağaçları kırıyor, yaşatmıyor. İnsanların hevesleri kırıldı. Erman Tanyoldaş oraya 186 tane ağaç dikti ve hepsi tuttu. Sonra nasıl olduysa bir anız yangını çıktı, o ağaçların yüzde sekseni yandı. Sonraki yıllarda da anız yangınları çıkmaya devam etti... Üç dört anız yangını oldu... Yol kenarları Karayollarına ait... Buralarının sürekli temizlenmesi gerekiyor. Koruyucu önlem alınması gerekiyor... Bu temizlik ve bakım yapılmadı. Buraları gürlük oldu. Anız yangını çıkınca ağaçlar da yandı. Bu yolun yanına bir yol daha yapılması planlanıyor. Duble yol haline getirilme planı var. Duble yol yapılırsa belki ağaçlandırma yeniden gündeme gelebilir."
----
Pancarköy ağaçlarının bir de eski Babaeski yolu üzerinde yer alan ağaçları var. Bildim bileli bu ağaçlar da bakımsız olmuştur. Seyrek ve bakımsız... Çocukluk yıllarımda bu bölümden geçerken o ağaçların bu şekilde bakımsız kalması hep dikkatimi çekiştir. Öyle anlaşılıyor ki fabrika bakım sürecini yolun bu bölümüne kadar uzatmamış. Sulama ve bakım işlemlerini Pancarköy sınırında bırakmış. Oysa E-100 yoluna ve oradaki benzin istasyonlarına kadar uzatması gerekirdi. Günümüzde bu yol taşıt trafiğine kapalı ve varlığını sürdürebilen az sayıdaki ağaç da kaderlerine terkedilmiş durumda. Ancak bu yol üzerinde bulunan tarihi çeşmeyi unutmamak gerekir. Bu yol, fabrika çalışanı tarafından yaptırılan çeşme ve iki taraftaki ağaçlar Alpullu ve Pancarköy'ün unutulmaz simgeleri arasındadır.
----
Çocukluk yıllarımızda Pancarköy'den E100 yoluna bağlanan eski dolambaçlı yolun her iki tarafında dışbudak ağaçları vardı ama  bir kaçı hariç, onların cılız olduklarını fark ederdik. Daha ince, alçak boylu ve gelişmemiş... Demek ki bu bölümdeki ağaçlara iyi bir bakım yapılmamış, Fabrika elini oraya kadar uzatmamış. Çilingirdere  Benzin İstasyonuna kadar devam eden bu bölümdeki ağaçların  çoğu kurumuştu... Kimisi kırılmış, kimisi tutmamıştı... Günümüzde yol çalışmadığı için ağaçların son durumunu bilmiyorum. Gidip incelemek gerek...

Pancarköy Ağaçları 1948 yılında dikildikten sonra tutması için sulanması gerekiyor. Hangi ayda dikildi bilmiyoruz. Dikildikten sonra ve takip eden yıllarda da... Ta ki iyice kök salıp toprağa tutununcaya kadar... Düzlük yerlerde olan ağaçların toprağa çok iyi tutunup  gür bir şekilde geliştiğini görüyorduk. Fakat benzinliğe giden yolun sağ tarafındaki sırt üzerinde  yer alan 15, 20 ağaç gelişemiyordu. Çünkü o sırtın  toprağı bir ölçüde kireçliydi ve üstelik yağmur suyu tutmuyordu. Muhtemelen o şekildeki ağaçları daha fazla sulama ihtiyacı vardı. Küçükken o sırttaki zayıf kalmış bir iki ağacı severdim. Alçak ve ince olan dalları asılıp dingilkobak atmak için çok uygundu...

Pancarköy ağaçlarının sulanmasıyla ilgili bir anekdot anlatılır. Bu görev  çiftlikte çalışan Sadullah amcaya verilmiş.  Bir öküz arabasının üzerine su fıçılarını yerleştirir ve üzerini kalın kendir çuvallarıyla örtermiş. Örtermiş ki öküz arabası asfalt olmayan yolda giderken çalkalanıp içindeki sular dökülmesin...  Ağaçların yanına geldiğinde bir tenekeyle fıçıdan su alıp yol kenarındaki ağaçları sularmış.

Uzun yıllar bu böyle devam etti deniyor... Belki dört beş sene...

Pancarköy-Alpullu ağaçları hem beldemizin, hem de yeşilin simgesidir.  Alpullu diğer yeşilliklerin yanında o ağaçlar nedeniyle de yeşildir. Pancarköy'den çıkıp Alpullu yoluna girdiğinizde yeşil bir esinti size eşlik eder. Serinlik verir, gözünüzü dinlendirir... Gelişmiş, kalkınmış, geleceği düşünen "âkil insanlar" diyarına doğru seyrettiğinizi hissedersiniz.




--

Pancarköy Ağaçları

 
alpullu-pancarkoy_agaclari-1
alpullu-pancarkoy_agaclari-2
Pal, Palli, Pullu Pancarr Pancarcılara-Şeker Pancar Cümbüşü Pancar Ekicileri Pancar Gereçleri Pancar Hastalığı Pancar Kazancı Pancar Kooperatifi Pancarın Nakliyesi Pancar Siloları Pancar Tohumu Pancar Üretimi Pancarköy Pancarköy Ağaçları Pancarköy Deresi Pancarköy Şehitliği Papakiridi - Pakraduni Para Parklar Pasakül Pavyonlar Pazaryeri Pehlivanköy Pehlivanlar Perge Pierre Birgé Polis Karakolu Polis Lojmanları PTT
A B C D E F G H ...I... K L M N O P R S Ş T U Y Z