Belirli başlıklar altında inceleyelim...

Adı Nereden Geliyor
Bizanslılar zamanındaki adı Arkadiapolis… Biz önce Bergos sonra Arap Burgaz demişiz. Batılılar kendi dillerine Luleh-Burgaz olarak çevirmişler, haritalara öyle işlemişler. Bu sözcüğü sevmiş 1860'lı yıllardan itibaren şehrin adını Lüleburgaz olarak kullanmaya başlamışız. Temel etken haritalar... Kendimiz çizmeyince böyle oluyor. Yabancıların haritalara işlediği kelimelere tutsak oluyoruz. Batılılar acaba Arcadia kelimesinden mi dönüştürdüler diye mi baktım, hiç bir iz yok. Arcadia kelimesine onlarca mana veriyorlar ama arap veya kara sözcüğüyle ilgili değil. Demek ki bizim kelimemizi almışlar. Onlar bizim kelimemizi, biz onların kelimesini tercih etmişiz... Onların diyoruz ama onların da değil... Lüle sözcüğünün aslı Farsça ve kara anlamında… Öyle bir cehalet var ki, insanlar bilinçsizce birbirlerinin kelimelerini alıyorlar... Kelime alış-verişi diyelim...

Niçin Lüleburgaz...
Prodran'a (2010) göre, "Çubuklarla nargilelerde kullanılan ve kile denilen aleti yapan lüleciler de oldukça yaygındır. Lüleciler ayrıca lüleci çamuru denilen topraktan yazı hokkası, fincan, kahve şeker kutusu, tütün kesesi de yaparlardı.71 Arşiv kaynakların da Bergos olarak geçen kazanın adının günümüzde Lüleburgaz olmasının sebebinin
bu meslekle uğraşanların yaygın olmasından kaynaklandığı tahmin edilmektedir."

Nihan Prodran, Temettuat Defterlerine Göre Lüleburgaz’ın Sosyo-Ekonomik ve Demografik Yapısı, Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2010, s.

Birinci Murad döneminde fethedilen Lüleburgaz, 1879’a kadar Vize sancağına bağlı kalmış.... 

Lüleburgaz-Babaeski Karayolu
Lüleburgaz-Edirne Karayolu son zamanlara kadar yapılmış değil. Evet bir yol var ama şose niteliğinde.  Lüleburgaz’dan Edirne'ye kadar olan asfalt yol  27 Eylül 1937  tarihinde yapılıyor. Yedi metre genişliğinde, yani bir geliş, bir gidiş olarak...Yol,  Nafia Vekili Ali Çetinkaya tarafından 1938'de törenle açılıyor.

1937 yılına kadar Lüleburgaz ile Babaeski arasındaki yol "şose" denilen türden... Yani yolun üzerine kırma beyaz taşlar döşenmiş, pürüzlü.... Stabil bir seyahat sağlamıyor... O nedenle İkinci Dünya Savaşı öncesinde Hitlere "Türkiye'de yol yok" deniyor.

Üngür'ün (t.y.) belirttiğine göre,

"1 Kasım 1937 tarihli meclis açılış konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’dan başlayan Avrupa turist yolunun asfalt olarak yapımının sürdürüldüğünü söylemektedir: 'Demiryolu hatlarımızı iç bölgelere bağlayacak bu hatların bir an önce milli ekonomik kalkınmaya en yüksek hizmeti sağlayacak olan karayolu inşaatını önümüzdeki dönemde yoğunlaştırmak ve bir plan içerisinde genişletmek gerekir'."

Tanımlama ilginçtir  "Avrupa Turist Yolu" veya "Londra Asfaltı"... Zengin Avrupalıların İstanbul'a gelmesi için planlar yapılıyor. Bu konudaki görüşler 1930'lu yıllardan itibaren dillendirilmeye başlanırken 1935 yılında fikir yeniden ısıtılıyor. Yol yapma amacı genişletilerek  ticari, askeri ve turistik önemden söz edilir.

Kaynak: Erdem Üngür, Kentsel Bir Omurganın Embriyosu: Londra Asfaltı, http://mimarlikdergisi.com, 5.1.2019

Üngür, İstanbul-Edirne Devlet Yolu”nun (ya da diğer adıyla “Marşal Bulvarı”nın)  başbakan Adnan Menderes gözetiminde 1956 yılında tamamlandığını belirtiyor. (Oysa 1937 yılında açıldığını öğrenmiştik. belki daha ileri iyileştirmeler yapılmıştır).

Sertaç Erten'in "Bir Kentsel Tasarım Yarışmasının Süreç Analizi: Edirne/
Selimiye Örneği ve “Tarihi Merkezde Araç Yolu” Tartışması isimli makalesinde 1934 yılına işaret ediliyor.
(Planlama 2016;26(1):20-31 doi: 10.5505/planlama.2016.53824)

"İstanbul-Avrupa Yolu, diğer adıyla Londra Asfaltı, İstanbul’dan başlayarak Edirne’ye kadar giden ve geçtiği güzergahlarda önemli tahribatlarda bulunan bir karayoludur. Dönemin “Batı’ya açılma ve kentleri turistlere gösterme” bakış açısı ile, şehirlerarası
trafik bağlantıları kent içinden geçecek şekilde düzenlenmiştir ve 1934 yılında kullanıma açılmıştır." Erten 1934 diyor ama Cumhuriyet Gazetesi'nin kupürü var, bu rakamı 1937 olarak kabul etmek zorundayız.

Bütün bunları niçin yazdım... Eski bir Osmanlı haritasında (1902 yılında basılmış olması muhtemel) Alapiye-Alpullu kelimesinin üzerine Osmanlı harfleriyle Pancarköy yazılmış. Ve o haritada henüz Lüleburgaz-Babaeski yolu asfalt olarak gözükmüyor. Pancarköy yazısı oldukça düzgün yazılmış. El yazısıyla ilave edilmiş gibi. Demek ki 1936 yılından önceki bir zamanı gösteriyor. Latin harflerine 1928 yılında geçildiğine göre Haritaya Pancarköy şeklinde böyle bir işleme yapılması muhtemelen önceki yıllara ait... Belki 1926, belki 1925, belki 1914.... Pancarköy şeklinde işlenme yapılabilmesi için önemli bir olay olması gerekir. 1928'den sonra Osmanlıca yazılabilir mi evet o ihtimal de söz konusu, fakat daha zayıf bir ihtimal. Resmi haritaya artık Latince harfleri kullanarak yazı yazmak korkulan veya çekinilen bir durum. Çünkü bu haritalar göz önünde, görülür ve sorgulanırsınız. Babaeski İstasyonu'nun açılmasıyla birlikte böyle bir değişiklik düşünülmüş olabilir. Fakat adın yerleşmesi belki zaman almıştır. Çünkü Pancarköy'de bir iki kişinin nüfus kağıdında 1928 Pancarköy kaydı bulunduğundan söz ediliyor. Geriye dönük olarak mı böyle yazdırıldı... Bilemiyoruz. İleride daha net aydınlanabilir.

Balkan Savaşı'nda Bulgarlar şehre girdiler ve bütün tarihi eserlerimizi mahvettiler.
--
1932 yılında Lüleburgaz hakkında bilgi....
---
Lüleburgaz'da ilk ortaokul 1934 yılında açılıyor.


---





.

Lüleburgaz

 
alpullu-luleburgaz-1
alpullu-luleburgaz-2
alpullu-luleburgaz-3
alpullu-luleburgaz-4
alpullu-luleburgaz-5
alpullu-luleburgaz-6
alpullu-luleburgaz-7
alpullu-luleburgaz-8
alpullu-luleburgaz-9
alpullu-luleburgaz-10
alpullu-luleburgaz-11
alpullu-luleburgaz-12
luleburgaz_ucagi
alpullu-luleburgaz-13
alpullu-luleburgaz-14
lüleburgaz sokullu mehmet paşa
sokullu mehmet paşa
alpullu-luleburgaz-19
alpullu-luleburgaz-20
alpullu-luleburgaz-21
Lakaplar Lale Leylek Lise Loda Lüleburgaz
A B C D E F G H ...I... K L M N O P R S Ş T U Y Z